3 Temmuz 2016 Pazar

Olmadı, Olduramadım.

Hayat dediğin o kadar garip bir şey ki, anlayamıyorsun. Bu bloğu taa ilk sevgilimden ayrıldığımda açmıştım 2009'da. 7 yıl geçmiş. 7 yılda hayatımdaki bütün kadınlar burada yer aldı. Hepsinin acısını burada yaşadım resmen.

Hepsini burada unuttum.

Asla okumayacakları şeyleri yazdım buraya. Okusalar fikirleri değişir miydi?

Bilmiyorum.

Olmadı işte, olduramadım diyorum bazen.

Çok çabalamak işe yaramıyor. Sevmek de işe yaramıyor. Yarasaydı beni severdi.

Sevmedi lâkin.

Dokurdu bana.

Dokunmadı...

Bana sevecen gözlerle bakardı.

Bakmadı.

Daha ne yapabilirdim ki? Hiçbir şey.

Olmuş bitmiş bir şey işte. Oldu ve bitti.

Bütün gerçekliğiyle gözümün önünde duruyor hepsi.
Geçen koskoca yıllar birer yalanmış, her şey zaten yalan değil midir aslında? biz onları görmek istediğimiz şekilde görür ve yorumlarız.

Sonra maskeleri düşer ve görürüz gerçekliklerini.

Gördük de.

Dediğim gibi, olmadı, olduramadım.

22 Nisan 2015 Çarşamba

Ne Gerek Var Böyle Şeylere?

                                             Arka planda Damian Marley çalıyor.
Nefret ediyorum bazen senden, kendimden. Bir veba gibi sardın beni. Yıllarımı aldı senden kurtulmak

Lâkin en sonunda kurtulduğumda gün ışığına çıkmış inekler gibiydim, bilirsin, hayatları boyunca ağırdan başka yer görmeyen inekleri geçen yıllarda doğaya salmışlardı. İlk başta karanlığa alıştıkları için garipsemişlerdi ama sonra koşa oynaya koşturmaya başlamışlardı. Senleyken o kadar çok karanlıktı ki hayatım. Bir yandan mutluydum bir yandan ölümüne mutsuzdum. Bir çıban gibi sarmıştın en güzel yerimi, kalbimi. Sen vardın orada. Sultan Selim'e musallat olan çıban gibi.

Heyhat be kadın. Dünya ne ona kaldı ne de bana kalacak. Sen beni öldürmeden ben seni öldürdüm lâkin.

Nasılsın görüşmeyeli? İyisindir umarım. O "adam" sana iyi bakıyordur. İyi hissettiriyordur seni. Alınan ilk doz kokain gibi uçuyormuş gibi hissedeceksin ama Shakespear'in de dediği gibi " Aşık olduğun insanın aslında kuğu değil de karga" olduğunu anlayacaksın fakat iş-işten geçecek. Ben artık yokum, sen de yoksun.

Aradan 10 yıllar geçecek, geçmişe dönüp baktığımda " en azından iyi ayrıldık" diyebileceğim.

Hayatından gittiğimde ne kavga etmiştik ne de birbirimize küstük.

Ben sadece yok olmak istedim, biliyorum bazen sen de istiyordun.

Ben de çıbandım aslında sen de.
Ne zaman bir adamı sevecek olsan ortaya çıkacak bir çıban.
Ne gerek var böyle şeylere? demiştim en son buluştuğumuzda.
Harbi ne gerek var?
Hiç...

3 Şubat 2015 Salı

West Coast.

Sen aklıma geldiğinde hep bu şarkı çalıyor kafamda, bir cumartesi günü, o rüzgarlı havada saçma sapan dolaşmıştık ya o saçma sapan sahilde, tıpkı bu şarkının klibindeki gibi. Çocukluğumun geçtiği o sahile anlam veren tek anıydı belki de.

"I'm in love" diyor ya şarkıda, kalbime bi ağrı saplanıyor, ben aslında seni seviyor muyum onu bile bilmiyorum. Aynaya bakıyorum anlamsızca, alter egom soruyor bana;
"Sen bu kızı seviyor musun hakkaten ya? 3 yıldır seni gülerek izliyorum içinden"
-Bir sus sen bence, senin sevdiğin kızları da gördük. Hele o rum yok muydu? neyini sevdin onun?
"En azından güzel kokuyordu. Dudakları güzel öpüyordu"
-Haklsıın, ben daha öpemediğim, öpemeyeceğim, koklayamayacağım bir kadını sevdim.
"Eee ondan salak diyorum ya sana, o başka adamlarda başka kollardayken sen o aciz hayatında onu düşünerek, üzülerek bir ömür geçireceksin"
-İlk defa sana katılıyorum. 
+3. ego oalrak söze girebilir miyim?
-Gir.
"Gir bakalım, bir de seni duyalım, bayadır sesin duyulmuyordu"
+Birini sevmek için illa dokunmak mı lazım? evet onu öpemeyecek, dokunamayacak olabilir, bu tür bir sevgi daha saf değil mi? o bahsettiğin kız, seni güzel öpen, ne kadar hayatında kaldı? 2 ay? 3 ay? peki ilk aşık oldugun kıza dokundun da noldu? seni bırakıp gitmedi mi?
-Gitti ama ilkimdi o benim. İlk bir kadına onla dokundum.
"Dokunmak denirse tabi ahahah"



+ Ah! hatırlıyorum, ne komikti.
-Komik momik! güzeldi. Ölsem de aklımda kalacak.
"Haklısın, güzel zamanlardı. "
-Tabii ki. Hiçbir zaman pişman olmadım.
+ Peki bu? bundan neden vazgeçemiyorsun? ilk aşkından çok kolay vazgeçtin. Bunun farkı ne?
-Ah bir bilsem. İnan bazen geceleri uyku girmiyor gözüme. Ya her şeyi denedim. Ayrılmayı, kalbimden atmayı, beynimi bile yedim inanır mısın? her yerden sildim onu. Hiç düşünmediğim bir anda çıktı karşıma, bir fotoğraf bile onu hatırlatıyorsa onu, bana...
+Hiçbir zaman benim kontrolü ele geçirmeme izin vermedin ki?
"Doğru, ben bile bazen ele geçiriyorum seni ama o? ahaha. yazık ya."
-İzin versem napcaksın? 2 gündür sende değil mi zaten kontrol?
+Eh orası doğru aslında, biraz daha iyi gibiyiz sanki? değil mi?
"Eh, hakikaten biraz daha iyiyiz.
-Bilmem, öyle mi? telefonum nerde?
+ Numarasını sildim. Mesaj atma diye.
-Seni piç.
"ahahahahahahahaha, ya benim bile aklıma gelmemişti bu."
+ Ben senin kalbin değilim, beynin de değilim, ben senin ruhunum Emre.
-Üzdü.
+Neden?
-Bir ruhum var mıydı benim? ben uzun yıllar önce öldüğünü sanmıştım.
+ Vardı ama sen pek iplemiyordun açıkçası. 
"Doğru diyor bak, insanın ruhu olmaz mı la?"
-La mı? ahaahha. La'yı bile kullandıysan sen olmuşsun be alter ego.
"Oldum tabi yapraağım. 26 yıldır senin içinde yaşıyor olmak ne kadar zor bir duygu biliyor musun sen?"
+Öyle deme  ama ya, iyi çocuktur, severim onu. Ruhu olarak ben bunu diyorsam düşün yani.
"Eh orası öyle, şu adam kadar yufka yürekli ve saf bir adam görmedim, gerçi ikisi de aynı anlam ama naparsın"
+Neyse, demem o ki Emre, bırak böyle gitsin. Sen dinlen kafanda. Ne zaman hazır hissedersen ben çekilirim geri, sen gelirsin.
-İzin verir misin gelmeme?
+Neden vermeyim? ben alter ego değilim ki? Ruhunum senin, canın, kanın. 
"Yalanlara bak bak, sen o zevki tattın mı? bir bedeni, bir insanı yönetmenin keyfine vardın mı?"
+Evet 2 gündür ben yönetiyorum. uykum geliyor, uyutuyorum, uyanmak istiyorum uyandırıyorum. Bazen benim de yapamayacağım şeyler oluyor daha tam öğrenemedim.
-Neymiş onlar?
+Düşünemiyorum. Ruh'um ben. Beynine tam anlamıyla hükmedemiyorum.
-Eh bırak da onu ben yapayım. Sen kalbime hakim ol yeter.

"Ne yani pabucumuz dama mı atıldı şimdi?"
-Senden daha iyi olduğu kesin be alter'im.
"Kırıldım bak, neyse ki sigaran var, sana aldırtmayı başardım"
-Hakikaten ha.. sayende sigaraya başladım.
+Daha fazla konuşacak mıyız? bitireyim mi?
-Bitir.
"Bitir"
+ Emre, üzgünüm, bir süre ben devralacağım kontrolü, senden de özür dilerim Alter.
Daha fazla dayanamadım. 3 yıldır bu adamın içten içe çöküşünü izledim. ağlamalarını dinledim, kalp kırıklarını ben topladım ama artık bu adamın da mutlu olması lazım, bu adamın da sevmesi, sevilmesi lazım. En son ne zaman heyecan hissettiniz damarlarınız da? ben hatırlıyorum. çok net hatırlıyorum sonrasında ki hüsranı da hatırlıyorum.
İzin verin, yaralarını sarayım Emre'nin.
İzin verin, onu eski Emre yapayım.
İzin verin onu hayata döndüreyim. Veriyor musunuz?
"He".
-Peki.

Emre, sen çok güçlü bir adamsın fakat artık dinlenme zamanın geldi. Bırak ben iyileştireyim seni, alter için de sigara içerim hem, senin için de bol şekerli Türk kahvesi. Di mi?
Merak etmeyin, her şey çok güzel olacak. Acıların son bulacak, belki sonsuza kadar mutlu olacaksın ama o şarkıyı unutma olur mu? o şarkı sayesinde buradasın. unutma, dream on.
Dream on.
Dream on..
Dream on...


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Farazi.

Gece, belli ediyordu kendini.Ay bile sineye çekilmişti.Belki de yaşam belirtisi olarak sadece biraz rüzgar vardı.Bazen o bile yoktu.


Gece ilerliyordu, sigaram birer birer bitiyordu.
Bırakmıştım aslında, aslındası pek önemli değil lakin.
İçiyordum işte.
Kayboluyordum gecenin içinde.
Her köşe başında bir geçmiş.
Her geçmişte bir kayboluş.
Bak şu köşede ilk öpücüğüm var.
Şu köşede ilk hüsranım.
Hepsini geçip sana geliyordum.
Zaman duruyor, ben duruyorum.
Ne kadar da güzelsin, ölüm bile senden güzel olamaz.
Gözlerin diyorum, alsa ya canımı?
Böyle huzurlu bir ölüm, herkese nasip olmaz.
Sana bakıyorum, baktıkça donuyorum, farkında olmadan ölüyorum.
Sana her bakışta bir adım daha yaklaşıyorum, sona.
Napalım, bu anı yaşamak için, ruhumu satmam gerekti.
1 saniye bile düşünmedim.
Sen vardın..
Ben vardım.
Olamayan biz var idik.
Ne de güzeldik.
5-10 dakkalığına da olsa..
Hayat bizdik, her şeyi boşvermiştik.
Ne de çabuk bitti değil mi?
Bitti işte...
Gökyüzünden indik yeryüzüne.
Büyü bozuldu.
Sen melektin, azrail oldun.
Canımı aldın.
Ben aşkınla faniydim, yokluğunla farazi oldum.

5 Mayıs 2012 Cumartesi

Gitme.

Hissediyor musun? yada beni hiç hissettin mi? İçinde, kalbinin tam ortasında.
Avuçlarının içinde..
Avuçlarımın içindeydin işte.Açmıyordum hiç.Birazcık aralasam gidicektin biliyorum.


Seni karanlığa mahkum etmek, kendimi de aydınlığa mahkum etmem.Bir savaştı adeta.


Yoruldum.Yordun.Yorulduk...


Bir an araladım avcumu.Bir bakmışım ki uçup gitmişsin arşa doğru.


Ardından bende yükseldim göğe.


Bir ikarus misali.Güneşe yükseldikçe yandım.Yükseldikçe eridi kanatlarım.


Seni kaybetmemeliydim...


Seni..


Artık ne gücüm kalmıştı... ne de... takatim.


Ölüyordum işte.Düşüyordum.


Son kez.. sana bakıyordum.Uzaklaşıyordun ışığa doğru.


Onca zaman karanlığa hapsettiğimden seni, gidiyordun benden...


Işığa doğru..

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Sana Rağmen.

Çok iyi anımsıyorum tarihi.Üniversitenin en boktan günleri.İnsanlar desen çok saçma.Dersler desen çok sıkıcı.Tek iyi olan şey uyku olan dostluğum.Hayat çok tek-düze.
Uyu-uyan-yemek ye-uyu.
Derken...derken..
Derken işte o saçma sapan günü hatta saçma sapan hayatımı değiştirdin sen.Farkında olmasan da..
İlk gördüğüm an dondum.Nasıl bu kadar güzel olabilirdin?
Nasıl bu kadar.. kanımı dondurabilirdin?
Aradan çok zaman geçti.Şimdi anımsayamıyorum.Çok diyeyim.
Sana bu yazıyı yazmaya başladığımda...seni tanımıyordum bile.

"Boşver ışığımızı söndürmeyelim" dedi.

"Işığım sensin.." diyemedim tabi.

Işığımdın.. koskocaman gözlerinle..

O güzel gülüşünle...

Kokunla...

Kimin kollarına gitsem sendeydi aklım.

Sen hiç sürüklendin mi bi kıyıdan diğer kıyıya?

Her tende kaybederken kendimi aklımda, fikrimde sen.

Senden uzak olma duygusu..sensizlik kısaca.

Mutlu muydum sence? Seni, sensiz yaşayabilmeyi öğrenmiştim sadece.

Seni sevmek için sana ihtiyacım yoktu.

Çok mu saçma geldi? Biliyorum sana öyle geliyor.

Yani bir insan "hiç" beklentisi olmadan neden sevsin birini?

Öpmeden, sarılmadan, koklamadan.

Bunlara ihtiyacım yok.

Gözlerine baktığım an ki o ışık.

O... güzellik.

Yetiyordu bana.a

Az beklentiyle çok aşk..

Bazen fazla geliyordu.

Egoma yenik düşüyordum. "Bu kadar sevmeme rağmen neden benle değil de başkalarıyla" diye.

Ben seni kazanmak için bir şey yapmadım.Sana "seni sevdiğimi" bile söyleyemedim.Yüzüne karşı...

Şarkılar belki senle anlam kazandı.Sadece "1" film senin sayende odak noktam oldu.

Lakin şuan kalbim atıyorsa.Her gün bu yataktan uyanıyorsam.İleriye dair bakabiliyorsam sevebilecek birisi olmasındandır.

"Sevmek için seviyorsun" deme.

Diyebilirsin.. ama.

Deme.

İnsanoğlu garip işte di mi?

Çok..garip. çok.

"Kendimi senden uzaklaştırmak için kendimce bir şeyler yapmaya çalışırken
Sana daha çok bağlandım.
Unutmak için bulduğum şeyler de seni aradım
Bulamadım
ve 
Özledim."

diyor şair.

Sanki önümde bir sürü kapı var.Hepsi senin önüne çıkıyor ama ben kapılardan değil de pencereden çıkıyorum.Sana ulaşmamak için...bazen de dayanamıyorum.Seni o kadar çok göresim geliyor ki..

Ama işte o hüsran duygusu.O yenilmişlik.O bitmişlik.O... tükenmişlik.

Karşına geçip tek kelime bile edemiyorum.

Avazım kadar susuyorum...

Sen de susuyorsun..


Gece kadar yalnızım işte.Lekeli bir aşk.Peşimi bırakmayan bir özlem.Daima burnumda olan kokun ve gözlerin.Olabilecek en kötü üçleme değil mi?Bir ömür boyu bunu yaşayabilecek olmam da cabası.


Hayat çok güzel aslında...


Seninle.. ve sensizlikle.

25 Nisan 2012 Çarşamba

This Time Won't You Please.

Yıllardan bir yıl, şimdi anımsayamıyorum. O kadar uzak geliyor ki.Sanırsın 2000 yaşında bir ağacım.Dallarım uzun ama yorgun.Yorgun ama ümitli.Bir gün daha kesilmedi.Daha ne?
Dallarım o kadar uzun ki..köklerimi söylemiyorum bile.

Yalnızlığın resmini yapıyorum resmen. 2000 seneden beri tek başına kalmak, etrafında ne varsa öldüğünü yada senden uzaklaştığını görmek ne kadar da acı verici.

En son anımsadığım şey o yemyeşil gözlerin idi.

Gelip bana uzun uzun bakmandı.

Belki de hayat benim için o zaman durmuştu?Bir daha kimseye bakamamıştım o yüzden?

Dedim ya.. zaman çok çabuk geçiyor.

Biz, bizler değişiyoruz.

Bak geçen ne oldu.Normalde yapmam bilirsin. İnsan içine karışmam.. aldım sigaramı indim ashile (evet sigara da içmiyorum) ayaklarım suya değdi değecek.Oturdum içiyorum.Biri sönmeden diğerini yakıyorum.

Seni anımsıyorum.

Seni..

Seni...

Anımsadıkça daha da içiyorum.Paket bitiyor.Şarap da bitiyor.Yine tek başıma kalıyorum.

Sanırsın 2000 seneden beri seni seviyorum.Her sevişimde tükenip yeni bi hayata başlıyorum.

Kuru kuru sevmek ne ola ki.. diyeceksin.

Sevmek..

Sevmek...

Ne ki di mi...

Yakamoz vardı şansıma.Yıldızlar elimi atsam gelecekti sanki avucuma.. lakin. Zaman geçti bizler geçtik izlerimiz kaldı.Belki silinecek?

Kim bilir...

Ama bu sefer..bu sefer yapma diyemiyeceğim kendime.