27 Ekim 2010 Çarşamba

90'lar...

Önceden söylemeliyim bu yazı bana harika bir gün yaşatan Ecem için.

90'lar... Herşeyin daha sade ve daha güzel olduğu yıllar. Evet şimdiki gibi herkesin evinde bilgisayarı yoktu. O zaman atarimiz vardı. Haftanın belirli günleri değişik evlerde toplanır atari oynardık. Bilgisayar yok muydu? Evet vardı. Fakat o zevki ondan alamiyorduk. Sonra futbolcu kartları girdi hayatımıza. Onlara yatırdığım parayı baska bir şeye yatırmadım sanırım. Sonra ise her daim efsane olacak pokemon tasoları. Cipsleri alır yemeden atardık te allam akla bak!

Daha öncesine gitmek gerek. Hayâl meyal de olsa hatırlıyorum Looney Tunes tasolarını. Hatta bir tane vardı ben de bulabilsem ah! O zamanlar sabah kalkar ilk iş Kanal D açılır ve Bizim Ev açılırdı. Muhtemelen bizle aynı yaş diliminde olan ikizlerin maceralarını izlerdik. Olsen Kardeşler (kendileri büyüyünce taş hatun olacak o da ayrı bir yazı konusu ) Orda herkes Uncle Jesse'yi severdi ama ben en cok o Joey rolündeki Dave Coulier'i severdim. O acaip ses cıkarmaları mimikleri falan çok hoşuma giderdi. Bu arada yeni gördüm bu dizi 1987-1985 yılları arasında yayınlanmış. Bize biraz geç gelmiş sanırım. Neyse...
Sonra Bizimkiler vardı yahu değil mi? O dizide baya uzun sürdü. Cemil'e hastaydım, onun sayesinde 19 yaşıma kadar içkiye el sürmedim. Sonra az biraz büyüdük ve Yasemince belası başladı. O zamanlar güldüğüm şeye şimdi hâla gülmem ayrı bir tez konusu. O programdan unutamadığım tek şey Kakılmışın Antalya tatili kazanıp havuzda şamyelle yüzmesiydi. Gelgelelim Power Rangers'a...Arkadaş bu kadar saçma bir şey olur mu ya? Şimdinin Selena ve Bez Bebek şeylerine hak veriyorum. Hepimiz vakt-i zamanında saçma şeyler izledik, izliyoruz. O zamanlarda biz de izledik. Hatta bir ara gazeteler bunların maskelerini dağıtmıştı. Hemen gidip Kırmızı Ranger'ınkini almıştım. Garibim Tuncay'a da Patilerin maskesi gelmişti
ps: Patiler rangersların dövdüğü garip yaratıklar.
Hepimiz toplanıp bir güzel dövmüştük çocuğu.Ertesi hafta gazete bayiine gittiğimizde Tuncay'ın bütün maskeleri satın aldığını öğrendik. Sonra arkadaşlarına dağıttığı rangers maskerleri sayesinde bir güzel dayak yedik.
Tsubasa vardır, çocukluğumun kanayan yarası. Bir insanın 4. sınıfta devamsızlığı 15 gün olur mu? Evet benim öyleydi. Sebebi? Tsubasa izlemek için okuldan kaçmak.

Şimdi düşünüyorum şuan ki aklım olsa yine yapar mıyım? Yapardım. Pişman değilim. Hatta bunu izlemek için aynı benim gibi okuldan kaçan ve devamsızlıktan kalan bir arkadaşımda vardı.

Şimdi düşünüyorum. Evden çıkmıyorum gerekmedikçe. Günümün çoğu bilgisayar başında geçiyor. (asosyalim evet )

Eskiden nasıldım ya? Sabah kahvaltıyı bile evde yapmaz yüzümü yıkar yıkamaz dışarı çıkar akşam ezanından sonra (tabuları yıktığım için hiçbir zaman iyi bir çocuk olamadım ) eve dönerdim. Evet bu zaman dilimi arasında ne mi yapardık? Maç. Her spor dalını icra ederdik. Bi ara beyzbola bile merak sarmıştık. Atletizmde iyiydim. Öyle ki artık mahalle çocukları benim olduğum maçlara girmiyordu. Neyse...

Buradan Erkin'e selam ediyorum. Az kalsın çocuk yaşta ölümüme sebep olacaktı. Osmanların arka bahçesinde dahiyane bir fikir aklımıza gelmişti. Ev yapmak. Ha nasıl olacak bu ev? bildiğin ev. Tuğla, çimento , kum falan. Bunları nasıl mı temin ettik= İnşaatlardan çalarak. Özellikle Erkin çok yardımcı oldu bu konu hakkında. Sonra başladık evi yapmaya. Önce 2 metre kadar toprağı kazdık. Sonra tuğla çimento derken ev bitmişti. Cam bile taktık pencerelere. Abartıp soba koyduk baca bile açtık. Aradan bayaa bir zaman geçti ben içerde oturuyorum. Erkin akıllısı evin üstüne çıkıp yıkmaya başladı. Sebep? Artık evin kötü gözükmesiymiş. Eee içerde ben varım lan! Erkin'e içerde Emre var lan demelerine kalmadan ev göçtü. İçinde ben varken. Güç bela çıktığımda herkesin ağladığını gördüm. Öldüğümü sanmış akıllılar. Ölsem ölüm orda kalacak lan! insan ölüde olsa çıkartır bari beni. Neyse, çıkar çıkmaz Erkin'e okkalı bir tokat attım. Hıncımı aldım. O günden sonra ev konusu bir daha açılmadı.

90'lar güzeldi...şimdi dışarı bakıyorum, sokakta oyun oynayan çocuklar yok. Çocuklar nerde mi? İnternet kafelerde oyun oynayarak zaman geçirmekte, çocukluklarını yaşayamadan ergen oluvermekte. Suçlusu? İşte en büyük soru bu olmalı. Bütün bunların suçlusu ne? Onu düşünmek gerek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder