10 Ekim 2010 Pazar

Ich drehte mich um

belirsiz

gözlerim var
seni gördügüm icin
kulaklarim var
seni duydugum icin
dudaklarim var
seni öptügüm icin

ayni gözlerim ve kulaklarim var mi
görmesem, duymasam seni
ve ayni dudaklarim
öpmesem seni?


diyor Erich Fried...

Yaşanılan şeyleri yaşanmamış farz etmek isterdim, ne kadar mutlu etsede o zaman, şuan acıdan başka bir şey vermemekte.

Zaman zaman zaman.. her şeyi ne kadar cabuk unutturuyor yada kabullendiriyor.

İnsan garip mahluk, verilen sözler, söylenen laflar hala gerçekliğini koruyor o kadar zaman geçsede. Lakin silip atmak lazım bunları. Geçmişe bir sünger çekmek herşeyi geçmişe gömmek...her insan bunu der yıkımla cıktıgı bir olaydan sonra. O beyin yok mu işte o insanı bitiren şeydir. Ne bileyim en istenmedik zamanda o olaylar gelir aklına ve delirme noktasına ulasırsın, aklın sana türlü türlü oyunlar oynar. Der ve devam eder yazar ;

" Onunla olan savaşın sonuna gelmiştim artık, ateşkes yapmış gitmesine, kafamdan cıkmasına izin vermiştim manasızca...artık kafamda yoktu, rahattım... yeni şeyler yeni bir şehir tam istediğim şeydi. O savaştan sağ cıkmış artık yeni bir yaşama adım atmıştım. Peki ya o? o savaşın galibi olarak istediğini elde etmişti. Kazananın tarihi yazması gibi. O da istediğin yazdı çizdi. Mağlup olarak kabul ettim yada ettirildim.

Şuan yerle bir olmuş bir şehir gibiyim. yıkık dökük. Yaşam kalıntısı var ama yaşamak istemeyen, bir kurşun için herşeyini verebilecek bir asker...

İşte o asker nice savaşları atlatmış ama bunda yenik, esir düşmüş..Yaşamakla yaşamamak arasında cebelleşip duruyor.

Yaşamak ; bir ağaç gibi hûr yada yaşamak gibi bir kuş gibi kafeste...

Hûr yaşamayı seçti.Herkesten herşeyen izole etti kendini, soyutladı kendini yaşamdan. Karanlık bir tarafa kaydı. O karanlıklar içerisinde kayboldu bir an. Cıkmak istemedi. Karanlık onun aradıgı şeydi. Kalbi karanlıklar ile örülmüş, beyni karanlıkta ağ bağlamıştı.

Önceden yıktıgı duvarları, yeniden inşa etmiş artık onların arasında yaşamını sürecekti..ta ki ölene kadar. Ölüm müydü bu kadar çekici gelen? yada sonsuzluk hissi mi? yada... bilinmemezlik mi? Cok zaman geçti aradan. Karanlık içinde yoğrulmuş olarak cıktı dış hayata. Cıktıgında herşey cok değişmişti. Kendi bile inanamadı buna. Bıraktıgı şeyler artık yoktu. Peki uğruna acı çektiği şeyler? Onlarda artık yoktu. Karanlık onu cagırıyordu tekrar, eski sevgili misali... o aydınlıgı seçti..yüreğini dağlamak için...ışık? bu kadar parlak mıydı en son baktıgımda? Güneş? Bu kadar güzel miydi? Peki ya yaşam? Bu kadar önemli miydi? Her şeyden sonra bunlar anlamlı gelmişti artık..."

"Işık..pakla beni..bu karanlıktan..bu hayattan...kurtar beni bu acıdan...yeniden doğmama izin ver..yeniden..dönmeme izin ver..."

Mehmet Emre Demirci 10.10.10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder