28 Kasım 2010 Pazar

The Choosen One

Bir nedenden dolayıdır diye düşündüm, kader miydi bu? Belki...İnsanlara değer vermem, sevmem, bağlanmam. Yeni ben, buydum işte. Sana kadar. Sen, nasıl birşeysin ki, bilemiyorum. Çözemiyorum açıkcası bilmekte istemiyorum. Bu büyü çözülmemeli.


Buzun altından su nasıl görünür bilir misin? Soğuk ve berrak. Görünüşü güzeldir evet ama girdiğinde donarsın. Kanunudur bu doğanın. Ben de öyleyim işte. Bana yaklaştığın an donmaya başlarsın. Hissetmezsin varlığını, kalbini, benliğini...


Bu da benim lanetimdir işte. O şarkının sözleri aklıma geliyor "Do you wonder why i prefer to be alone?"


Bunu mırıldanıyorum manasızca, yanındayken...


Sanki bir cenaze törenindeymişim gibi o şarkı çalmaya başlıyor , ikimizde mateme bürünüyoruz ölenlerin ikimizin olduğunu bilemeden...


Halbu ki kendi mezarımızda, kendi cenazemizdeydik. Şanslıydık biraz, gördüğümüz son şey birbirimiz olacaktık.


"Hayat bir kez daha beni yüz üstü bıraktı"


Mutlu olmama ramak kalmışken yine acı-tatlı bir son yaşatması...Neden her isteğimde bu oluyor ki!?


Ölmek üzereyken bile mutlu olmak istemem çok mu?


"Çok" diyor bazıları, "Hak etmiyorsun" diyorlar.


Ben ise gülerek cevaplıyorum  onları. "Yanımda o varken ölmek bile mutlu ediyor beni, sevinin adiler, mutlu ölüyorum işte. Hiçbir zaman anlayamayacağınız şekilde hem de!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder