14 Kasım 2010 Pazar

Rezilsaray

Artık futbol izlemek çok sıkıcı geliyor ya da büyüdüm ondandır, yok yok artık ortada bir futbol yok. Galatasaray ile büyümüş bir insandım. Ard arda gelen 4 tane şampiyonluk sayısız kupa , avrupada başarılar. Aslında o başarılar olmasada tutardım. Çünkü ortada bir ruh vardı. Takım yenilsede üzülmezdim. Misal 5-0 lık Chelsea maçı ya da son anlarda yenilen golle turu kaçırdığımız Athletico Bilbao maçı. Hiçbirine bu sene kadar üzüldüğüm kadar üzülmedim. Aradan yıllar geçti, büyüdük , artık futbolla da ilgilenmez olduk ama uzdan uza kulak kabarttık haberlere. Galatasaray ın 16 . ve 17. şampiyonlukları ile hayat bulduk yeniden. Mondragon'un gözyaşları gibi göz yaşı döktük Hasan Şaş gibi ağladık Hakan Şükür gibi dua ettik.


Takımıma bakıyorum ; sevgilimin yanına gitmek varken maçına gittiğim, takımım para kazansın diye formasını aldığım, olmayan oğluma koyacağım adı Galatasaray kadrosundan seçtiğim bir takım bu.


Bugün umutla haberlere bakıyorum, Galatasaray gol attı mı diye, yemişiz bir tane üzülmüyorum atarız diyorum, annem bağırıyoru " Gel sizin özeti veriyorlar " diyor. İniyorum aşağıya sonuç 0-2. Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor ve aklıma Hagi geliyor. Çocukluğumda görmek istediğim tek insan geliyor...Onun kadar kimse üzülemezdi heralde bu takıma...


Alıştık...Skibbe'lere Feldkamp'lara alıştık... Büyük kaptanın rezil oluşunu hazmettik...edeceğizde hep.. ama yapmayın etmeyin eylemeyin, Galatasaray gibi bir takımı ele düşürmeyin. Çok değil 2-3 ay sonra yeni stadımızda seyirci önüne çıkacağız. Bu rezil futbolla olmazi olmamalı...


3-0 lık rapid wien maçını hatırlıyorum. Spikerin sayamadığım defa "Hagi" demesini... ya da Capone'nin saçma gol sevincini, Hasan Şaş'ın Milan'a attığı kafa golünü..o günlerdeki gibi sevindiğimi hatırlamiyorum arıtk....işte geldiğimiz nokta bu. Geçmişle övünmek ve artık bıkmak, geleceğe ait bir şeyin olmaması...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder