20 Kasım 2010 Cumartesi

Roads

Bak yine sana yazıyorum. Bilmem kaçıncı günün bilmem kaçıncı saatindeyim hiçliğin ortasında. Yaşadığım yerde zamanın bir önemi yok aslında. Tek önemli olan şey ışık.


Bazen, sözlerin aklıma geliyor, "Benden sana ışık olamaz, yakarım seni."


Yakılmaya alışkındım aslında, sadece seninki biraz daha acısız olacaktı.


Belki günahlarımdan dolayı sarf etmiş olabilirsin, günahkarım. Affedilmeyecek şeyler yaptım elbet, affedilmemeyi göze alarak.


Yinede ışığı sende buldum, kaybedecek olsamda. Karanlığa maruz kaldım, kabullensemde...


Dedim ya; zamanın önemi yok burada, kaç gün, kaç saat olmuş, geçmiyor burada. Sadece daha fazla acı ve hüzün hakim buraya.


Giderek batıyorum daha derine, kurtalarılmakta istemiyorum, bırak, günahlarım orada bekliyor beni.

Hak etmiyorum, biliyorum,biliyorsun,biliyorlar...


Yaşamımın sonuna geldim, ya da gelmeyi istedim. Ne derlerse desinler; artık hayat fazla geliyor, şuandan itibaren nasıl hissedebilirim, sevgiyi, seni,beni ya da başkasını.


Buz tutmuş bir yürek taşımak ne kadar zor biliyor musun? Lanetlenmiş gibi, her defasında düş kırıklığına uğramak, o atmayan yüreğinin paramparça olduğunu hissetmek, ağlamak istemek aslında, ağlayamamak... İşte sırf bu yüzendir ki ; beni artık orada arama derim sana. Bırak artık...zamanı geldi, bak ışığı görüyor musun? Az kaldı. Gideceğim buralardan, geride bıracaklarıma üzülmüyorum. Elbet onlarda gelecek yanıma, ya da onlarıda yanımsa götürsem? Hayır, çok erken.


Ölüm bu muydu? Daha fazla ışık? Belki de...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder