22 Kasım 2010 Pazartesi

Yıldızlar

Garipleşiyor hayat her geçen gün, biraz daha. Her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyorum hayatımda. Karanlıkta kaybolan bir ışık misali...


Hayatı baside indirgedim. Karanlık ve Işık.. Harbi nedir bunları bu kadar vazgeçilmez yapan.


Karanlık ışığın yokluğudur. Işık yokken karanlık vardır, olacaktır.


Karanlığın yokluğu ışıktır. Karanlık yokken ışık vardır, olacaktır.


İşte birde Alacakaranlık vardır. Biraz karanlık biraz ışık. Aradasındır.


Hayattada böyleyim işte. Arada...2 hayatın arasında yaşıyorum. Gündüz uyuyup gece yaşıyorum hayatı. Bazen gecenin en kör saatlerinde dışarı cıkıyorum. Sahil daha çekici geliyor tabi. Kumsaldaki banka oturup sabahın olmasını izliyorum.


Bir günün doğmasını, diğerinin ölmesini izliyorum . Elbet benimde öleceğim günü bilerek..


Oradayım, olmak istediğim yerde. Tek isteğim bir damla yağmur. O da oluyor, Tanrı bugün benimle sanırım.


Kulaklığımda o şarkı çalıyor " Raining in my head like a tragedy"" sözleri çınlıyor kulağımda. Hayatımın böyle olmasını istemiş miydim? Böyle olmama beni iten sebep ne?


Şarkı söylüyor bunu ; "i want to breathe in the open wind"

Ve susuyorum... Yağmur iliklerime kadar işliyor, narin vücudum bile aldırış etmiyor ona. Tenimin son damlasına kadar ıslanıyorum.


Eve varmak istiyorum, yürürken sahilde, düşünceler kafamda cirit atıyor. Susmalarını o kadar cok istedimki... sadece otur ve izle o anı.


Sonra bakıyorum Akşam oluyor. Tam istediğim an! Tekrar benimle karanlık. Yıldızlar aydınlatıyor yolumu. Bir an durup yıldızlara bakıyorum, elime düşcek gibiler. Onlar mı yakın bana? yoksa ben mi? Aşağıya bakıyorum. Yakın olan bendim. Yanlarına aldılar beni ve anlatmaya başladılar.


" Bak sadece karanlıkla yaşayamazsın. Biz milyonlarca yıldan beri buradayız. Karanlık bize, biz karanlığa mecburuz. Karanlık olmasa bizi göremezsiniz. Biz olmasak karanlık aydınlanmaz. Sen de öyle yapmalısın. Kalbinin karanlık kısmını artık aç ve ışık girmesine izin ver. Yıldızların düştüğünü bilirsin değil mi? Neden düşerler hiç düşündün mü? Yıldızlar sonsuzdur ta ki ışıkları sönmediği sürece. Sen kendi içindeki ışığı söndürüyorsun, bir süre sonra belki sen de düşeceksin. Hadi, çekinme, al o ışığı içine, merak etme, dokunduğunda acıtacak ama seveceksin onu..."


Işık acıydı, ışık umuttu, ışık yaşamdı...ışık hayatıma anlam katandı artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder