13 Aralık 2010 Pazartesi

Regret




Dedim işte sana ; zaman geçecek. Biz hep burada durmayacağız ya da sen eski sen ben eski ben olmayacağız.


Özleyeceğiz birbirimizi fakat bilirsin ki uzak olmamız daha iyi, aklımız için.


Akıl önemli değildir aslında, aklına kabul etmediğini kalp kabul eder.


Kalbim var işte, senin de var. Attığını senin yanında hissettmiştik.


Bir güp...bir güp daha...sanki yeniden doğmuş bir çocuk gibi.


İşte ilk o zaman attı, elini koy göğsüme, göreceksin !


Zaman geçti. Ölü müyüm diri miyim hangi zamanda yaşıyorum bilmiyorum...


Çok zaman geçti belki onun üzerinden ya da hiç yaşanmadı.


Anımsıyorum az çok, gülümsemelerimizi, hüzünlerimizi...


Artık atmıyor kalbim. O da vazgeçti atmaktan, sensiz...


Tamamlayan unsur sendin, onu...


Yeniden masama döndüm. Basit yaşamıma...bir şekilde çıktım o hengameden.


Yediğim yemek, dinlediğim müzik, izlediğim filmler sadece vakit kaybı idi..


Derken dilimde bi yara çıktı. Oynamaya başladıkça zevk almaya başladım. Her gün daha da büyüyordu.


Sonradan anladım; kalbimdeki yara o kadar büyüktü ki dilimdeki yara bile onu dindiremiyordu...


Avaz avaz bağırmak istiyordum "Neden!?" diye...


Gelen cevap her zamanki gibi " Sen busun" diyordu.


Şarabın tadı bile artık doyurmaz olmuştu iflah olmayan bedenimi.


Sarhoş olmalar anlıktı tıpkı zevkler gibi.


Sigaranın dumanı öksürtmüyordu beni. O da acıyordu bana.


Bu yaşamımda bitmiş mezara doğru yol alıyordum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder