25 Aralık 2010 Cumartesi

Sonu Beklemek



Geriye baktığımda ayak izlerimden başka bir şey göremiyorum. Tek başımayım " yine ".


Geçen zaman, geçen insanlar, bir anlam teşkil etmiyor artık. Onları anımsayınca gülümseme alıyor yerlerini. Sadece bir gülümseme. Herkes neden düşman? Unuttum hepsini...


Tek olmak hûr olmak bir ağaç gibi ama yalnız olmak bir yıldız gibi sonsuza kadar. Anlıyorum artık yavaş yavaş...


Bu hayat bana yaramıyor, son çırpınışlar da fayda etmiyor. Biliyorum ki çabalayınca daha derine, daha derine batıyorum.


Artık kabulleniyorum bu durumu ve sukunetle bekliyorum batacağım günü.


Gelmesini bekliyorum son bir umut, son gördüğüm yere gözlerimi diktim.


Saatler, günler, haftalar geçti...


"O" yoktu. Kabullendiğim çaresizlik artık daha fazla acıtıyordu beni. Beni, benliğimi almış götürmüştü aslında, bedenim sadece acı çekmekle yükümlüydü.


O da yavaş yavaş düşüyordu, son kale misali.


Güneş batıyordu, göz kapaklarım yavaş yavaş kapanıyordu. Düştüğüm yerden yine son bir umutla bakıyordum oraya.


Yine "yoktu"


Batmaya başladım dibe. Daha ne kadar kötü olabilirdi ki?


Acılarım dem tutmaya başlamıştı , umrumda değildi bu . Zaten yapacağımı, yaşayacağımı yaşamıştım. Beni orada bekleyen şeyler de umrumda değildi.


Evet, sonunda oradaydım. Doğruldum yerimden, etrafımdakileri seçmeye başladım, gözüm tanıdık bir simaya rastladı, gözlerim kendi bile inanmıyordu, "o" da oradaydı, onca zamandır beklediğim şey buradaydı, boşu boşuna mıydı bu bekleyiş? Ebedi huzurun kaynağı olacaktı belki de, bütün bu çile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder