29 Ocak 2011 Cumartesi

Forbidden Apple

Bilmem kaçıncı günün bilmem kaçıncı kutsal günün arifesinde bir insanın aşk günlüğü

Boş bir gündü, yine.

Sensiz bir gündü, belki?

Yavaşça gözlerimi açtım, geç kalktım bugün, bilirsin sevmem tatilleri.Sadece seni görme ihtimali varken severim tatilleri.

Artık sıradan geliyor tatiller bana, aslında bazen sen de sıradan geliyorsun bana.Öyle bir zaman geliyor ki çok seviyorum seni öyle bir zaman geliyor ki sıradan biri olup çıkıyorsun.

Sebebini merak ettim, geceleri uykusuz bile kaldım sırf bunun için.

Seni o kadar çok seviyordum ki, asla benim olmayacağın gerçeği ile yanarken bir yanda da af dilemeyi bekliyordum senden.

Yasak elmayı yemiş ademoğlu gibi hissediyordum kendimi, yüzüne bakamıyordum...

Uzaktan uzaktan izliyordum seni, başkalarıyla mutlu olmanı, üzüldüğün zaman yanında olmayı.Sana göre bu bir aşağılık kompleksi bana göre ise "aşk " idi.

Bilmem kaç gün bilmem kaç ay geçti üzerinden ama ben vazgeçmedim senden, asla sana sahip olmayacak ben, neden seviyordum seni?

Neden?

İşte o soru beynimi kemirdi, sana dair olan bütün düşüncelerim aktı gitti mazgallardan...

Neden?

Bir tek seninleyken mutluydum, sanki bir yap-bozun eksik parçası gibiydin, sen gelince tamamlanıyordum, sen gidince kıyıya atılmış bir oyuncak misal eksik parçanın gelmesini umuyordum...

İşte bütün bu duygu karmaşıklığı arasında ben ölecek gibi oluyorum, seni düşündüğümde, hikayeler aklıma geliyor, aşk ile ilgili, saçma sapan şiirler geliyor, Küçük İskender geliyor aklıma, gülüyorum biraz.

Eğer şairler benim bu yaşadığım şizofrenik aşkı görselerdi eminim hepsi kafalarına bir kurşun sıkıp, yazdıkları eserleri şöminede yakarlardı.

Ben de bu haberleri duyduğumda işte Küçük İskenderin "senin o aman var ya? senin ama na koyayım!"

lafını duyup kahkahalar eşliğinde duygularımın doruğa ulaştığını düşündüm.

İşte böyle bir gün daha geçti.Bilmem kaçıncı zamanda bilmem kaçıncı dünyada sıradan bir günün özetiydi."Sadece"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder