31 Mayıs 2011 Salı

Bir Gece Daha Belki?

Ay bugün karanlık yüzünü gösteriyordu adeta. Sadece bir silüet misali parıldıyordu tepede.

Tek başına yürüyordu koca yolda.Eskiden tek-tük araba geçerdi, şimdi o da yoktu. Sorun değildi aslında, yürümek kafasını dağıtacaktı yada ona yardımcı olacaktı.


Düşünmeye başladı, kaybettiklerini, yitirdiklerini.Birer birer...


Yol upuzun uzanıyordu önünde, gittikçe sıklaşan ağaçlar kaplıyordu etrafı, biraz daha gittikten sonra kendini bir ormanın içinde buldu iyice.Geriye dönüp baktığında o yolu göremiyordu.




Yine de devam etti, o kadar sıktı ki ağaçlar, gökyüzü görünmüyordu bile. Yaşadığını anlamasını sağlayan tek şey nefes alıp-verirken çıkan görüntüydü.


Geride bıraktıklarını düşünmeden yürümüştü.


Yaslandı bi ağaca, sigarasını yaktı karanlığa aldırmadan.O çakmağını yaktığı an yanındaki varlıklar belirdi etrafında.Ona bakıyorlardı dimdik, bir an hayal gördüğünü sandı,tekrar yaktı çakmağı, bu sefer daha yakına gelmişlerdi.


Yakınlardan fısıltılar gelmeye başlamıştı " Buraya gel.." diye.Sigarasını yere atıp sesi takip etmeye başladı. Orman git gide karanlıklaşıyordu.Bunun farkındaydı ama... cazip gelen karanlıktı şu sıra.




Onu çağıran ses git gide yakınlaşıyordu ve artık sesin geldiği yerdeydi.


Çakmağını yaktı yine, bir şey görme umudu ile. Bir avuç dolusu varlık ona bakıyordu, hepsinin gözü üstündeydi...


Eli yanana kadar çakmağı açık tuttu, onlara baktı, onlar da ona bakıyordu.


İçlerinden biri " Fark etmedin mi?" diye sordu.


Bu soruyu hiç beklemiyordu. "Neyi?" diye sordu manasızca.


"Burayı?" diye cevapladı.




Etrafı iyice süzdü " altı üstü bi orman işte" diye cevapladı.


Yanına yaklaştıklarını hissediyordu artık. İçlerinden birisi " Altı üstü bir yer değil burası. Burası asla çıkamayacağın bir yer. İlelebet burada kalacaksın" dedi.


"Yani?" dedi umursamazca.


"Yanisi, araftasın şuan. Burada ne kadar süredir olduğumuzu merak ediyor musun? Biz onu çoktan unuttuk.Son gelen sensin.Gün gelecek sen de unutacaksın "




Eli ayağına dolaştı, ölmüş olamazdı.Ölmemeliydi.


Artık o da onlardan biri olmuştu.Karanlığın sonsuzluğunda, iliklerine kadar hissediyordu bunu.


Diğerleri o sonsuzlukta kaybolmuştu ama o... o hep oradaydı. Bazen bi aşağı bi yukarı yürüyor, karanlıkta iyice kayboluyor sonra tekrar beliriyordu.Git gide kayboluyordu o da...


Yokoluşu başlamıştı, önce gölgesi, sonra elleri, sonra da kendi...ruhu özgür kalmıştı en azından. bu uçsuz bucaksız karanlıkta...



Git gide daha sıcak oluyordu bu dipsiz, büyülü karanlık. Avuçlarının terlediğini hissetti. Vücudu yanıyordu. Kendini kaptırmıştı bir kere. O sesleri duymadan, girdapa dalmadan nefes almak istemiyordu. Kaçması gerekiyordu. Hızlı, daha hızlı koşması.. Yönünü bilmeden gitmesi gerekiyordu. Durdu. Kıyafetlerine baktı. Buz mavisi gömleğinde lekeler vardı. Kahvesini içerken uyuyakalmıştı.Bir an inanamadı buna, hayal mi gerçek mi rüya mı? Ayırt edemedi. Ömrünün geri kalanında hep rüyada yaşamak istedi. Geçen günler onu tatmin edemedi.Bir uykuya daldı ve asla uyanmadı.

1 yorum:

  1. Güzel Bir Hikaye İçinde İnception'a Benzer Var Gibi Geldi Bana Ama Karanlık Kısmı Kendi Yaratıcılığı Yazar Arkadaşın Saygılar.. Yazmaya Devam Etmeli Bu Konuda Daha Yaratıcı Olmalı...

    YanıtlaSil