22 Nisan 2015 Çarşamba

Ne Gerek Var Böyle Şeylere?

                                             Arka planda Damian Marley çalıyor.
Nefret ediyorum bazen senden, kendimden. Bir veba gibi sardın beni. Yıllarımı aldı senden kurtulmak

Lâkin en sonunda kurtulduğumda gün ışığına çıkmış inekler gibiydim, bilirsin, hayatları boyunca ağırdan başka yer görmeyen inekleri geçen yıllarda doğaya salmışlardı. İlk başta karanlığa alıştıkları için garipsemişlerdi ama sonra koşa oynaya koşturmaya başlamışlardı. Senleyken o kadar çok karanlıktı ki hayatım. Bir yandan mutluydum bir yandan ölümüne mutsuzdum. Bir çıban gibi sarmıştın en güzel yerimi, kalbimi. Sen vardın orada. Sultan Selim'e musallat olan çıban gibi.

Heyhat be kadın. Dünya ne ona kaldı ne de bana kalacak. Sen beni öldürmeden ben seni öldürdüm lâkin.

Nasılsın görüşmeyeli? İyisindir umarım. O "adam" sana iyi bakıyordur. İyi hissettiriyordur seni. Alınan ilk doz kokain gibi uçuyormuş gibi hissedeceksin ama Shakespear'in de dediği gibi " Aşık olduğun insanın aslında kuğu değil de karga" olduğunu anlayacaksın fakat iş-işten geçecek. Ben artık yokum, sen de yoksun.

Aradan 10 yıllar geçecek, geçmişe dönüp baktığımda " en azından iyi ayrıldık" diyebileceğim.

Hayatından gittiğimde ne kavga etmiştik ne de birbirimize küstük.

Ben sadece yok olmak istedim, biliyorum bazen sen de istiyordun.

Ben de çıbandım aslında sen de.
Ne zaman bir adamı sevecek olsan ortaya çıkacak bir çıban.
Ne gerek var böyle şeylere? demiştim en son buluştuğumuzda.
Harbi ne gerek var?
Hiç...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder