5 Eylül 2018 Çarşamba

Lost Çok Bozdu

Bazen neler olacağını kestiremiyorum. Cidden her şey anlamsız geliyor.

Böyle olduğum yerden havalanıp yerdeki insanlara ve kendi benliğime bakıyorum.

Yukarıdan o kadar minik ve önemsiz görünüyorlar ki.

İşte günümüz insanındaki en büyük sorun bu. Herkes bu lanet olası gezegende kendini çok önemli sanıyor.

Sosyal medya insanların kendilerinin sahte  yüzlerini  göstermek için kullandığı bir yer oldu. Çıkış noktası bu değildi halbuki.

Gerçekten yüz yüze tanıdığım insanlara bakıyorum, sosyal medyada "ben mutluyum ben coolum" modundalar ama kamera kapanıp telefon cebe atıldığında o mutsuz ve ezik insan çıkıyor ortaya.

Hepsinin bu sahte yaşantısından kurtulmak istiyorum derken aynı şeyleri benim de yaptığımı fark ettim.

Bu bir virüs işte. Herkesi her şeyi etkiliyor. En yapmayacak kişi bile yapıyor.

Kendimizi çok önemli hissediyoruz, gelen bir beğeni bizi güldürüyor, gelen bir olumlu yorum egomuzu kabartıyor. O yüzdendir ki sokağa çıktığımızda herkes kendini bir bok sanıyor.

Evde hiç soğan ekmek yememişcesine kasılmalar, sanki osmanlı hanedan üyesi gibiymişcesine asil davranmalar.

Kendileri bunu böyle görürken dışarıdan sonradan görme zengin olmuş bir köylü gibi olduklarından haberleri yok tabii.

Bundan 15 yıl önceki arkadaşlıkları anımsıyorum, daha gerçekçi ve sade idi. Samimiyeti hakkında hiç kuşkum yok. İnsanlar daha saf duygulara sahipti. Ne zaman teknoloji hayatımıza girdi işte o zaman bir şeyler yanlış gitmeye başladı. Biz çok bozduk. Belki de Lost'tan daha çok bozduk. Gerçi onda John Locke vardı ama.

Herkesin hayatında bir şeyleri bozan bir John Locke var işte. O bozunca her şey ardı ardına geliyor.

1 koyun uçurumdan atladı diye bütün sürünün telef olması gibi, birbirinin kopyası insanlar olup çıktık.

Tepkiler aynı, zevkler aynı, herkes aynı.

Bu aynılıktan sıyrılıp kendimi bir yerde izole etmem gerek. Yoksa cidden kafayı yiyeceğim.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder